Herkese merhabalar. Bugün 14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Bu vesileyle ben de diyabetin önemini bir kez daha vurgulamak ve diyabet hastalarına bazı önerilerde bulunmak istiyorum. Diyabet kronik bir hastalıktır. Damar sistemini etkileyen bir hastalıktır. Özellikle damarların iç duvarını döşeyen endotel hücrelerine hasar vererek hem damarda dolaşım bozukluğuna yol açar hem de damarlarda organ sistemlerinin içine doğru sızıntılar, sıvı toplanması, ödem, kanama gibi problemlere yol açarak organ sistemlerinin işleyişini bozan bir hastalıktır. Yani özellikle damar yapısı çok yoğun olan göz, kalp ve böbrek gibi organlara zarar verme potansiyeli olan bir hastalıktır. Tabii ki eğer kurallarına uygun bir şekilde yaşanmazsa, bilinçsiz bir şekilde hareket edilirse diyabetin kuralları çok açıktır. Diyete uymak, aktif, hareketli, egzersiz içeren bir hayat tarzını benimsemek ve ilaçları düzenli kullanmak gerekir. Tabii ki bunları yapmak için öncelikle diyabet konusunda bilgi sahibi olmak, vücuda nasıl zarar verdiğini ve bu zarardan korunmanın yollarının neler olduğunu öğrenmek, bu konularda okumak ve eğitim almak; dolayısıyla hastalığımızı her anlamda sahiplenmek gerekir. Diyabet en önemli zararını kan şekeri düzensizliği nedeniyle vermektedir. Kan şekeri düzensiz olduğunda damarlarımız bundan etkilenmekte, organlarımız oksijensiz kalmakta ve bütün sorunlar bu şekilde baş göstermektedir. Diyabet en büyük zararını kan şekeri regülasyonu bozuk olduğunda vermektedir. Kan şekeri nasıl regüle edilir? Doğrusu nedir? Açlık kan şekeri ile tokluk kan şekeri birbirine yakın seyretmelidir. Arada deniz dalgası gibi çok az farklar olmalıdır. Açlık kan şekeri zaten normal sınırlarda olmalıdır. Tokluk kan şekeri ise açlığın 30-40 derece üzerinde olabilir. Ani yükselmeler, aradaki farkın açılması damar duvarındaki hücrelere zarar vererek bütün sorunların başlangıcını yaratmaktadır. Aslında zor gibi görünse de bunu sağlamak hiç zor değildir. Öncelikle sağlıklı beslenme koşullarına uygun bir şekilde beslenmemiz gerekmektedir. Ayrıca hareketli olmamız, her gün en az 30 dakika yürümemiz, aktif bir hayatı benimsememiz gerekmektedir. Ayrıca ilaçlarımızı düzgün bir şekilde kullanmamız ve hemoglobin A1C dediğimiz 3 aylık kan şekeri düzeyimizi takip etmemiz gerekmektedir. Hemoglobin A1C neden önemlidir? Çünkü hücre içindeki şeker doygunluğunu gösterdiği için hemoglobin A1C anlık açlık ve tokluk durumlarından etkilenmemektedir ve hücrelerimizin ne derece tehlike altında ya da güvende olduğunu bize göstermektedir. Bütün bunları sağlayabilmek için diyabet konusunda bilgi sahibi olmak gerekir. Benim diyabetli tüm bireylere önerim, diyabetleri konusunda bilgi sahibi olmaya çalışmalarıdır. Okusunlar, öğrensinler, hekimlerine danışsınlar. Yüksek kan şekeri vücuda neden ve nasıl zarar veriyor ve bunu önlemenin yolları nelerdir, bu konularda fikir sahibi olurlarsa ve diyabetlerini sahiplenerek, benimseyerek hareket ederlerse tamamen sağlıklı bir hayat sürme ve herhangi bir organlarına zarar gelmeden diyabetlerini yönetme şansları mevcuttur. Yani özetleyecek olursak diyabet asla sırtımızı dönmememiz, inatlaşmamamız gereken; aksine kol kola yürümemiz ve anlaşmamız gereken bir arkadaş gibidir, hayat arkadaşı gibidir. Diyabet esasında bir hastalık gibi değil, bir hayat tarzı gibi benimsenmesi gereken bir durumdur. Son olarak bir göz hekimi olarak göz açısından önerilerimi paylaşmak istiyorum. Her diyabet hastası mutlaka her yıl bir göz hekimi tarafından detaylı muayene edilmelidir. Özellikle de retina muayenesinin yapılması gerekmektedir. Eğer diyabetimiz çok regüle ise, hemoglobin A1C düzeyimiz normalse yılda bir kere görülmek yeterliyken; eğer regülasyon konusunda sıkıntı yaşıyorsak 3 ila 6 ayda bir muhakkak göz hekimimizin bizi görmesi önemlidir. Çünkü bazı göz hastalıkları erken dönemde saptandığında geri döndürülmesi ve tedavisi mümkün olabilmektedir. Herkese iyi günler dilerim.